Wednesday, October 21, 2026

“Karabağ'dan Gazze'ye: Azerbaycan'ın İsrail Tercihinin Arka Planında Filistin-Ermenistan Hafızasının Rolü”


    
“Karabağ'dan Gazze'ye: Azerbaycan'ın İsrail Tercihinin Arka Planında Filistin-Ermenistan Hafızasının Rolü”

Yazıya nasıl ve nereden başlayacağımı çok düşündüm. Tarihe geçen bu utanç verici olay bir Azerbaycanlı olarak beni çok sarstı. Evet, ben Azerbaycanlıyım. Asrın faciası adıyla dünya tarihine geçen Hocalı katliamının, Şuşa, Laçin, Kelbecer, Füzuli, Ağdam ve Karabağ’da yapılan Ermeni vahşetinin kalbimizde silinmez ve unutulmaz acılar bıraktı. Geçmişte yaşadığımız bu soykırımlar bize dünyada her zaman hakkın sesi olmayı, mazlumun yanında yer almayı ve zalime ve zulme karşı durmayı öğretti. Fakat geçtiğimiz günlerde BM’de yaşanan olay, Türk ve İslam dünyası tarihine bir utanç vesikası olarak geçmiştir. Halkı Müslüman olan ve Türk soyundan gelen bir devletin temsilcisinin soykırımcıların yanında yer aldığı izlenimi veren BM’deki o görüntü kabul edilebilir değildir. Ortaya konulan bu duruşun bir izahı da yoktur.
BM’nin 81. Genel Kurulu’nda Gazze kasabı ve soykırımcı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik geniş çaplı bir protesto gerçekleşti. Aralarında Türkiye, Tunus, Suudi Arabistan, Katar, Senegal, Pakistan, Sudan, İran ve Endonezya'nın da bulunduğu çok sayıda ülkenin temsilcisi Netanyahu'nun kürsüye çıkmasının ardından, İsrail'in Gazze'deki soykırımı ve ateşkese rağmen saldırılarını sürdürmesine, işgal altındaki Batı Şeria'daki toprak gasplarına, Suriye ve Lübnan'a yönelik hukuksuz saldırılara tepki göstermek amacıyla Genel Kurul salonunu terk etti. Bu ülkelerin temsilcileri, kurulu onurları ile terk ederken Azerbaycan temsilcisi yerinden ayrılmayarak Netanyahu'nun konuşmasını hayranlıkla dinlemeye devam etti.
Azerbaycan dışında Yunanistan, Slovenya, Kolombiya, Venezuela, Almanya, Arjantin, Macaristan, Sırbistan, Ukrayna, Çekya, İngiltere, Fransa, İrlanda, Belçika, Norveç ve Avrupa Birliği temsilcilerinin de salonda kalarak “Soykırıma” adeta destek veren bir tutum ortaya koydular. Hıristiyan dünyasını temsil eden bu ülkelerin İsrail canisinin konuşmasını sonuna kadar dinleyerek onun işlediği soykırım suçuna ortağı olmayı şeref saymaları milyonlarca vicdan sahibi insan gibi beni de hiç şaşırtmamıştır. Lakin benim ülkem Azerbaycan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) temsilcilerinin salonu terk etmemeleri birçok insanı olduğu gibi beni de üzmüş, öfkelendirmiştir.
Özellikle Azerbaycan heyetinin çocuk katilini dinlerken hiç vicdanı sızladı mı merak ediyorum. Biz ne yapıyoruz, kimi dinliyoruz ve kimin yanındayız! Halbuki biz bugün Filistin topraklarında gerçekleşen soykırımı Karabağ’da yaşadık. Hocalı’da yüz binlerce çocuk ve kadının katledildiklerinin canlı şahitleriyiz.
Gazze’de yapılan soykırımın benzerini kendi vatan topraklarında senelerce yaşayan bir devletin görevlendirdiği heyetin “ONE MİNUTE!” diyerek kürsüdeki caniye tepki göstermesini bir Azerbaycanlı olarak beklerdim. Ancak tasması Siyonistlerin elinde olanların böyle bir tepki göstermeleri ne yazık ki mümkün olamıyor.
Son yıllarda Azerbaycan ile İsrail arasında yaşanan dostane ilişkinin perde arkası üzerinde uzun zamandır tartışmalar yapılırken, son BM Genel Kurulu’ndaki utanç kareleri ile birlikte iki ülke arasındaki bu “dostluğun” niteliği ve perde arkası daha fazla irdelenmeye başlandı.
Peki Azerbaycan'ın İsrail tercihinin arka planında neler yatmaktadır?
Bakü yönetimi bir taraftan Filistin meselesinde iki devletli çözümü desteklediğini ve Gazze'deki insani durumun iyileştirilmesi gerektiğini açıklarken, diğer taraftan İsrail'le enerji, ticaret, yatırım, yüksek teknoloji, savunma ve güvenlik alanlarında “stratejik ortaklık” olarak tanımladığı ilişkilerini sürdürmektedir. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Ocak 2026'da İsrail'le ilişkilerin “karşılıklı güven ve ortak çıkarlara dayanan stratejik ortaklık” niteliğinde olduğunu açıkça belirtmiştir.
Bu tablo ilk bakışta bir çelişki gibi görülebilir. Ancak Azerbaycan'ın dış politikasını yalnızca “Filistin mi, İsrail mi?” sorusu üzerinden değerlendirmek, meselenin önemli bir bölümünü gözden kaçırabilir. Azerbaycan'ın İsrail'le ilişkilerinde enerji, savunma, güvenlik, teknoloji, ekonomik çıkarlar, İran faktörü ve Karabağ meselesinin doğrudan etkileri bulunmaktadır. Bunların yanında, Azerbaycan toplumunda Filistin meselesine ilişkin tarihsel bir hafızanın da bulunduğu görülmektedir. Özellikle bazı Filistinli örgütlerle Ermeni örgütleri arasındaki geçmiş temaslara ilişkin anlatılar, Azerbaycan'da zaman zaman gündeme gelmiş; Filistin tarafı ise bu iddiaları reddetmiştir.
Karabağ’da yaşananlar ve Filistin-Ermenistan ilişkilerine dair tarihsel hafıza, Azerbaycan'ın İsrail ve Filistin algısının oluşumunda, enerji, güvenlik ve jeopolitik çıkarların yanında tamamlayıcı bir rol oynamış olabilir mi?
Azerbaycan'ın Filistin ve İsrail Politikası:

Azerbaycan'ın Filistin konusundaki resmî tutumunu “Filistin karşıtlığı” olarak nitelendirmek mümkün olmasa da “Filistin dostluğu” olarak da nitelendirilemez.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı 11 Şubat 2026 tarihli açıklamasında, Filistin meselesinde “iki devlet” ilkesine dayalı bir çözümü desteklediğini, bunun uluslararası hukuk ve ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini ifade etmiştir. İki ülke arasındaki diplomatik ilişki 15 Nisan 1992'de kuruldu. Azerbaycan'ın Filistin'e insani yardım sağladığı da bilinmektedir. Bu itibarla Azerbaycan'ın resmî diplomatik ilişkiler bakımından “Filistin'i tamamen dışlayan” bir politikadan da söz edemeyiz. Fakat aynı devletin İsrail'le ilişkileri çok daha geniş bir stratejik çerçeveye oturmaktadır.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın 26 Ocak 2026 tarihli açıklamasında İsrail'le ilişkiler “stratejik ortaklık” olarak tanımlanmış; enerji, ticaret, yatırım, turizm, ulaştırma, yüksek teknoloji, savunma ve güvenlik gibi çok sayıda alan özellikle belirtilmiştir. Bu nedenle Azerbaycan'ın dış politikasını farklı çıkar alanlarında farklı ilişkileri aynı anda sürdüren çok katmanlı bir politika olarak ele almak daha doğru görünmektedir.

Karabağ Faktörü:

Azerbaycan'ın İsrail'le ilişkilerini anlamanın en önemli noktalarından biri Karabağ meselesidir. Azerbaycan açısından toprak bütünlüğü ve egemenlik konusu, bağımsızlığın ilk yıllarından itibaren dış politikanın merkezindeki meselelerden biri olmuştur. Bu noktada İsrail'in Azerbaycan açısından taşıdığı önem, yalnızca ekonomik ilişkilerden ibaret değildir.
İsrail'le savunma ve güvenlik alanındaki işbirliği uzun yıllar boyunca gelişmiş; yüksek teknoloji, savunma sistemleri ve güvenlik alanındaki ilişkiler ikili ilişkilerin önemli unsurları hâline gelmiştir.
Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı da İsrail'le ilişkilerin güvenlik ve savunma boyutunu açık biçimde vurgulamaktadır. 2025 yılında yapılan bir görüşmede güvenlik, yüksek teknoloji, havacılık, yatırım ve enerji alanlarındaki işbirliği ele alınmıştır. Bu durum önemli bir noktaya işaret etmektedir: Azerbaycan'ın İsrail'le ilişkileri, Filistin meselesinden bağımsız olarak da güçlü stratejik nedenlere sahiptir. Dolayısıyla Bakü'nün İsrail'le yakınlığını yalnızca Filistin'e yönelik bir tepkiyle açıklamak eksik kalır.
Filistin-Ermenistan İlişkileri Konusundaki Algı:

Azerbaycan'ın İsrail ile geliştirdiği stratejik ilişkinin arka planında, Filistin hareketinin Ermeni meselesinde ileri sürülen tutumuna ilişkin Azerbaycan'da oluşmuş olumsuz algının bir etkisi var mıdır?
Kanaatimce evet. Azerbaycan kamuoyunda farklı bir tarihsel anlatı bulunmaktadır. Bu anlatıya göre bazı Filistinli örgütler geçmişte Ermeni örgütleriyle ilişki içerisinde olmuş, hatta Ermeni örgütlerine çeşitli biçimlerde destek sağlamıştır. Bu iddia yıllarca İsrail odaklı ve Bakü merkezli çevrelerce topluma adeta empoze edilmiştir.
Yaser Arafat'ın bazı açıklamaları da Azerbaycan'daki tartışmalarda zaman zaman gündeme getirilmektedir. Halkın nezdinde oluşmuş olumsuz algıda Arafat'ın 2002'de PBS/Frontline'a verdiği iddia edilen röportajında Kudüs'teki Ermeni Mahallesi'nden söz etmesi ve Ermenileri terk etmeyeceği yönünde yaptığı iddia edilen açıklamasının etkisi olduğu söylenmektedir.
Azerbaycan halkının üzerine oluşturulan tüm bu algılara bakarak “Filistin yönetimi Azerbaycan'a karşı Ermenilerin yanında yer aldı.” sonuçlarını çıkarmak da mümkün değildir. Zira iddia edilen söz konusu konuşma Kudüs'teki Ermeni Mahallesi ile ilgilidir. Bu nedenle Arafat'ın bu sözlerini doğrudan Azerbaycan-Ermenistan çatışmasına veya ASALA'nın faaliyetlerine yönelik bir destek açıklaması olarak göstermek tarihsel açıdan doğru değildir. Başka bir ifadeyle: Arafat'ın Ermenilerle ilgili olumlu veya koruyucu bir açıklama yapmış olması başka; Azerbaycan'a karşı Ermeni tarafını desteklediğini gösteren bir belge bulunması başka bir meseledir. Bu nedenle Arafat'ın sözleri, Azerbaycan'daki tarihsel algının bir unsuru olarak incelenebilir; fakat Azerbaycan'a karşı Ermeni politikası yürüttüğünün doğrudan kanıtı olarak kullanılamaz.

Tarihsel Gerçek ile Toplumsal Hafıza:

Bir toplumun dış politika algısını yalnızca devletler arasındaki resmî anlaşmalar belirlemez. Savaşlar, kayıplar, işgaller, katliamlar ve başka devletlerin veya örgütlerin çatışma sırasında hangi tarafta yer aldığına ilişkin düşünceler de uzun yıllar yaşayabilir. Azerbaycan açısından Karabağ savaşı böyle bir hafıza alanıdır.
Bakü, Research Institute tarafından yayımlanan araştırma, Azerbaycan'daki Karabağ ve Filistin söylemlerinin tarihsel süreçte zaman zaman birbiriyle ilişkilendirildiğini ortaya koymaktadır. Araştırma aynı zamanda Filistin Büyükelçiliği'nin Azerbaycan'da Filistin'in Ermenistan'ı desteklediği yönündeki suçlamalara cevap verdiğini göstermektedir.
Bu nokta oldukça önemlidir. Çünkü Filistin Büyükelçiliği'nin böyle bir suçlamayı özel olarak reddetme ihtiyacı duyması, en azından söz konusu anlatının Azerbaycan kamuoyunda mevcut olduğunu göstermektedir. Büyükelçilik, ASALA ile Filistin arasındaki ilişki iddialarını reddetmiş; Filistin'in Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü desteklediğini vurgulamıştır.
Azerbaycan'da Filistin Algısının Karabağ ile Kesişmesi

Bakü, Research Institute'nin araştırması ayrıca Azerbaycan'daki Filistin algısının yalnızca Ortadoğu siyasetiyle sınırlı olmadığını göstermektedir. Karabağ ile Filistin'in “işgal”, “toprak bütünlüğü” ve “uluslararası hukuk” kavramları üzerinden karşılaştırıldığı dönemler olmuştur. Filistin Büyükelçiliği de Azerbaycan kamuoyuna yönelik açıklamalarında Filistin'in işgal altındaki bir devlet olduğunu vurgulayarak, Azerbaycan'ın Karabağ meselesinde kullandığı siyasal terminolojiyle paralellik kurmaya çalışmıştır. Ancak Azerbaycan devletinin İsrail'le yakınlaşmasıyla birlikte bu eski “Karabağ-Filistin dayanışması” söyleminin devlet düzeyindeki ağırlığının azaldığı da aynı araştırmada belirtilmektedir. Azerbaycan'ın İsrail'e yaklaşması yalnızca “Filistin'e karşı bir tercih” olmayabilir. Daha doğru bir ifadeyle, Azerbaycan dış politikasında Karabağ meselesinin çözümü ve güvenlik ihtiyaçları İsrail'le ilişkilerin önemini artırırken, Filistin meselesine yönelik tarihsel dayanışma söylemi devlet politikasında daha geri planda kalmış olabilir.

İran Faktörü:

Azerbaycan-İsrail ilişkilerini değerlendirirken İran faktörünün de göz ardı etmemek gerekir. Azerbaycan'ın İran'la tarihî, kültürel ve ekonomik bağları bulunmasına rağmen iki ülke arasında son yıllarda ciddi güvenlik sorunları yaşanmıştır.
2026 yılında İran'dan Nahçıvan'a yönelik drone saldırılarının ardından İsrail, Azerbaycan'a destek açıklamıştır. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre İsrail Dışişleri Bakanı saldırıyı kabul edilemez olarak nitelendirmiş ve Azerbaycan'la dayanışma ifade etmiştir. Bu olay, İsrail-Azerbaycan ilişkilerinin yalnızca Filistin meselesi üzerinden değerlendirilmesinin neden yetersiz olduğunu göstermektedir.
Bakü açısından İsrail'le ilişkiler, Siyonizm’in küresel bir aktör olmasının dayanılmaz şehvetinin etkisinin de etkili olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Yıllarca ülkesinde göstermelik seçimler yaparak iktidarını sürdürebilmesinin başka da bir izahı olamaz. Dolayısıyla İsrail'le ilişkilerin temelinde: savunma, güvenlik, enerji, teknoloji, ekonomik ilişkiler, İran faktörü ve Karabağ sonrası bölgesel denge ile küresel anlamda “dokunulmaz” olma ayrıcalığına sahip olmak gibi somut unsurlar bulunmaktadır.

Sonuç olarak;

Azerbaycan toplumundaki tarihsel hafıza göz ardı edilmemelidir. Her ne kadar bazı Ermeni örgütleri ile bazı Filistinli örgütler arasında geçmişte bazı temaslar olduğu veya Filistinli yetkililerin sarfettiği iddia edilen söylemleri; Azerbaycan toplumu üzerinde önemli bir etki oluşturmuş olsa da Filistin halkını, Filistin devletini ya da Yaser Arafat'ı Azerbaycan'a karşı Ermeni tarafının destekçisi olarak göstermek mümkün değildir. Buna karşılık bu tür tarihsel anlatıların Azerbaycan'da bir algı oluşturduğu da yadsınamaz bir gerçektir.
Azerbaycan’ın İsrail'le ilişkilerini Filistin'e duyduğu tepki nedeniyle geliştirmiştir söylemi doğrudur ancak yeterli değildir. Makalemin birkaç yerinde de vurguladığım gibi iki ülke arasında yaşanan “bahar havasını” salt oluşan “Filistin antipatisi” algısına bağlamamak gerek. Bu, nedenlerden sadece biridir.
Azerbaycan-İsrail ilişkilerinin oluşumunda enerji, savunma, güvenlik ve jeopolitik çıkarlar gibi somut faktörler belirleyici olmakla birlikte, Azerbaycan toplumunda Filistin hareketinin geçmişte Ermeni örgütleriyle ilişkili olduğu yönündeki tarihsel algının, İsrail'e yönelik toplumsal sempati ve Filistin meselesine yaklaşımı üzerinde etkili olduğu kanaatindeyim. Bakü yönetiminin ülkede halka reva gördüğü antidemokratik yönetim anlayışından ötürü uluslararası camiadan görebileceği tepki, iktidarı kaybetme endişesi gibi saiklerle Siyonizm’in himayesine duyduğu ihtiyaç da bu “tutkunu” başka bir nedenidir.

Yazı saytda üç dilde (türk, azərbaycan ve ingilis dillerinde) derc olunub. Yazının linki:


https://freenews.tr/bmdeki-utanc-karelerine-azeri-gazeteciden-sert-tepki/?lang=tr&fbclid=IwY2xjawVF4gRleHRuA2FlbQIxMQBwZG9mBXNydGMGYXBwX2lkEDIyMjAzOTE3ODgyMDA4OTIAAR45Y7ANTK4CAcs6777_81VCvr0Fip5AsqtOAEEN3-0cCI3LbW4xY63SUMvf3w_aem_9vCsYEiFDJb9084XWrqsgw



YAQUT HÜSEYNOVA (ZENGİN)






Sunday, May 24, 2026

'' GÜRBETİN ANLAMIN SORMAYIN BANA!"

Gürbetin anlamın sormayın bana,
BABAMIN hasreti dökülür dile!
Gürbetin anlamın sormayın bana,
Gizli bir acıdır sevinci bile!

Gürbetin anlamın sormayın bana,
Güneşi ısıtmaz canını bile!
Gürbetin anlamın sormayın bana,
Rüzgarı dokunur kalbine bile!



                                                        YAQUT VAFİQQIZI

Monday, December 30, 2024

PENDİKTEN GAZZEYE

  Eğitim-Bir-Sen 4 nolu Şubesi ve Sivil Toplum Kuruluşlarıyla birlikte "Gazze'ye Bir Nefes” programlarının İstanbul'daki

ilk ayağı Pendik'te gerçekleştirildi.
Siyonist İsrail’in katliamlarına dikkat çekmek,farkındalık yaratmak ve uykudadır Müslümanlarının uyanmasına,silkilenmesine vesile olmak; hepsinden önemlisi Filistinli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu gostermek,onlara bir nefes olmak gayesiyle gerçekleşen söyleşi çok sayıda katılımcı ile gerçekleşti. Sanat,akademi ve spor dalından konuşmacıların katıldığı programda bendeniz de bir kısa konuşma ve şiirimle katkı sağlamaya çalıştım.



23 Aralık tarihinin Gazze ve tüm dünyada şehit edilen çocukları anma günü

 23 Aralık tarihinin Gazze ve tüm dünyada şehit edilen çocukları anma günü olarak kabulü için ankete destek verelim.

Monday, April 10, 2023

"MEHMEDİM ("Barış Pınarı" harekatının mehmetciklerine)

 


DUALAR okunur senin adına,
Seferin mübarek olsun, MEHMEDİM!!!
İsminiz yazılmış ALLAH katına,
Seferin mübarek olsun, MEHMEDİM!!!

Çıktığın yollarda ZAFERLER senin,
"BARIŞ PINARI" ndan yükselsin sesin!!!
Düşmanı mahf edip kökünü kesin,
Seferin mübarek olsun, MEHMEDİM!!!

Yırtıp perdeleri, açtın iç yüzü,
Anlattın çakkallar aksatmaz düzü!!!
Elinle silinsin TERÖRÜN izi,
Seferin mübarek olsun, MEHMEDİM!!!

Hezreti Zeynepin yatdığı toprak,
Sayende yeniden azad olucak!!!
AZANLAR okundu, dağıldı tuzak,
Seferin mübarek olsun, MEHMEDİM!!!


Gazeteçi-Yazar, Şair

"Düşünen beynler kuruyan zaman!"

 

Dünyanın nizamı pozular hemen,
Düşünen beynler kuruyan zaman!
Oyanış röyaya yozular hemen,
Düşünen beynler kuruyan zaman!

Deyişer Siratın istikameti,
Yeyiler zehirli başların eti,
En kutsal şeylerin yok kerameti,
Düşünen beynler kuruyan zaman!


Yaqut Hüseynova

"MASKA"

Qorxusu o qeder böyük ki ONUN,

Çaşıbdı önünde deyişen "donun",
Baskıyla başlayan cığırın, yolun,
MASKALI olacak her görüntüsü!

ALLAH da çox qorxdu
YARATDIĞINDAN,
EHLETLE terpedib oyatdığından!
Gülüşler aşarsa, ürek dağından,
MASKALI olacak her görüntüsü!



Yaqut Hüseynova